Genel

Ayaklarıma Kara Sularını İndirdin İstanbul

Ucu bucağı gezmekle bitmeyecek bir şehirde yaşıyorum. Güzel ülkemin en modern ve şüphesiz en gelişmiş şehri. Bu sahiplenişim altında burada yaşıyor olmam ve aynı zamanda şehrin popülerliğine verebiliriz.

Gezilmesi gereken o kadar mekan o kadar tarihi yer var ki sanki her adımda bir yeni bir şey keşfediyorsunuz. Hal böyle olunca insanın içine ciddi meraklar uyandırıyor. Çok değerli bir arkadaşımla geçtiğimiz günlerde bir yürüyüş yapalım dedik. Havanın soğukluğuna aldırmadan çıktığımız bu yolculukta taksimden başladık. Belki hızlı bir başlangıç yapmış olabiliriz ama yine de çok sevdiğim yerlerden biridir Beyoğlu.

Meşhur Nevizade Gecelerinden yola çıkarak belki turumuzu burada sonlandırabilirdik ama o yorgunlukla değil eğlenecek için bir enerjiye konuşacak mecalimizin kalmayacağını umarak kendimi motive ediyorum. Pişman değilim yani.

Taksimde İstiklal Caddesinden yürürken sağlı sollu dizilmiş mağaza ve restoranlar, soğuk olmasına rağmen bizim gibi çılgın birçok insan bir kısmı bizle aynı seyir izlerken kimileri tam tersi istikametimizde yol alıyorlar… Ve belli başlı köşelerde konaklamış helal kazanç sembolizeleri kestaneciler. Ben bu şehri çok seviyorum işte…

Cadde ve Tüneli geçtikten sonra biraz daha sakinleyen yürüyüş yoluyla Kabataş’a doğru iniyoruz. Ve nihayet burnumuza denizin kokusu rüzgârla ulaştığı an yüzümüzde bir tebessüm oluşuyor. Daha önce hiç gitmediğimiz bu yerleri keşfederken her ne kadar İstanbullu olsak da kaybolma hisside içten içe bizi kemiriyordu.. Belki de tebessümümüz sebebi doğru yolda hedefimize ulaşmamızdandır… Yolculuğumuz Beşiktaş’a doğru devam edecek… Orda yaşadığımız bir olayı daha detaylı anlatacağım yazımı sizlere en kısa zamanda derleyip sunmayı planlıyorum… İstanbul’u gezin.. Heyecanı seviyorsanız, İstanbul’u da seveceksiniz…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir