Genel

Farklı Bakışla Tarihteki Hıristiyan Kiliseleri

Yerel Kiliseler, ifadesini ibadette, öğretide, Hıristiyanlığı yaymakta ve dayanışma faaliyetlerinde bularak gerçekleşti. Çok erken bir tarihte Hıristiyan ayinleri, İsa’nın dirildiğine inanılan pazar günleri kutlanmaya başlandı. Bu ayinler, bir litürji (inancın belirtilmesi ve ilahiler), Kitabı Mukaddes metinlerinin okunması ve gerekiyorsa yorumlanması şeklindeydi. Kilise’ye bağlanmanın işareti olan vaftiz ve Hıristiyanların İsa ile birlik ve beraberliğini belirten Hıristiyan inancı başlangıçtaki Kiliselerde uygulanan ve bütün Hıristiyan Kiliseleri arasında müşterek olan iki kutsama uygulamasıdır. Bir kutsama eylemi Tanrı’nın bağışını ifade eder, oysa kurbanlar insanların Tanrı’ya sunduğu adaklardır. Zaman içinde yaşamak için, Kiliseler kendi bünyelerinde birtakım özel hizmetler ve görevler ortaya çıkardılar. Hıristiyanlığın başlangıcında, bu görevler pek kurumsallaşmamıştı ve cemaatten cemaate değişirdi. Yeni Ahit üç türlü Kilise görevi öngörmüştür: kelam görevleri (din bilginleri ve pey­gamberler), düzeni koruma ve yönetim gö­revleri (ihtiyarlar ve piskoposlar) ve yardım görevleri (diyakozlar).

Baskı ve işkencelere rağmen, Hıristiyanlık I. ve II. yy’larda hızla yayılmaya başladı ve imparatorluğun Latince konuşulan batı kısmına doğru genişledi. Kiliseler çoğaldıkça ve ilk tanıklar (havariler) dönemi geride kaldıkça, yerel düzeyi aşan bir örgütlenmeye ihtiyaç duyuldu. Dinin kaynağındaki imanı gözle görülür bir birlik içinde korumak söz konusuydu. Yerel Kiliselerin başında artık tek bir piskopos vardı ve bu piskopos papazlar üzerinde mutlak bir otoriteye sahipti. Bazı piskoposluk merkezleri başkalarından üstündü ve VI. yy’dan itibaren Roma piskoposluğu bütün öteki piskoposlukların önüne geçti. Piskopos bir baba («papa») sayılıyordu ve Roma piskoposunun papa unvanı buradan geldi. Kilise örgütü toplumun siyasi, idari ve iktisadi örgütlenmesine göre şekillendi ve özellikle Batı’da Roma hukuku örnek alındı.

Roma İmparatorluğu’nun iki kutbu (Batı ile doğu) arasında, III. yy’dan başlayarak bazı kopukluklar meydana geldi. İmparator Konstantinus 313′te Hıristiyanların istedikleri gibi ibadet etmelerine izin verdi. IV. yy’in sonunda da Hıristiyanlık resmi din oldu. 476′da Batı Roma İmparatorluğu’nun ortadan kalkması üzerine, Latin Kilisesi Konstantinopolis (İstanbul) Kilisesi’nin vesayetinden kurtularak dağılmakta ve parçalanmakta olan siyasi iktidarın yerini tutmaya başladı. X. yy’da Avrupa’nın Hıristiyanlaşma süreci tamamlandı. Papa, ruhani iktidarına dünyevi iktidarı da ekleyerek Batı’nın başlıca şahsiyeti haline geldi. Buna karşılık, Doğu’da Yunan (Bizans) Kilisesi büyük ölçüde imparatorun kontrolü altında kaldı. Kiliseler’in kurulmasıyla ortaya çıkan keşişlik, önce çöllerde yaşamak, sonra da manastırlarda bir arada yaşamak (keşişler, rahipler) şeklini aldı. Uzun bir süre için iktidarla belirsiz ilişkiler içinde olan Kiliseler, çöken devletin görevlerini yüklenirken (eğitim, sağlık vb), manastır tarikatları Doğu ve Batı uygarlıkların meydana çıkışında önemli rol oynadı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir