Genel

İstanbul Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Etraflı Bilgiler

İstanbul’daki Bizans Ortodoks patrikliğinin en eskisi olarak Aya İrini gösterilir. Ve bu kiliseden sonra, patriklik makamının Aya Sofya ya, daha sonra Fatih Camisinin yerinde bulunan havariler kilisesine, 16 yy sonlarına dek Draman’daki Pammakaristos’a, buradan da Aya Vlahernai’ye (Blakernon Saray kilisesi), Balat’ta ki Aya Dimitriyos Kanobu’ya ve en sonda (1601 yılından itibaren) şimdiki patrikhane kilisesi Aya Gergios’a (Aya Yorgi) geçtiği bilinir.

Bu kilise açıldığında önemli bir yangın geçirerek hasar görünce, devrin padişahi Sultan I Ahmet, Sultanahmet meydanında kendi camisinin inşasında çalışan işçilerin bir kısmını buraya göndererek kilisenin onarımına yardımcı olmuştu. Şimdi ki, bir kısmı ahşap patrikhane binası 1797 inşa edilmiş ama çok onarım görmüştür.

Ama ilk patriklik kilisesi Aya İrine den önce de bir dinsel makam vardı İstanbul da. Burası, büyük olasılıkla, şimdiki tophane Salıpazarı sırtlarında, Kadiriler Yokuşunda ki Haci Piri camisinin üzerine yapıldığı ve havari Adreyasın 1 yy da kurduğu Aveon Makeveon kilisesiydi. Bunun üzerine 4 yy da yeni bir kilise yapıldı. İstanbul piskoposluğunu da Tophanede bir süre yaşayan havari Andreas kurmuştur. Bunun arkadaşı ve Hıristiyanlığın öncülerinden Stakis, İstanbul un ilk patriği olarak da kabul edilebilir.

Fenerdeki patrikhane binası, görünüş olarak mütevazi sayılır. İdare binalarının bir kısmı ashaptır. Aya Yorgi kilisesi ise giriş avlusunun doğusunda, kubbesiz, basit sayılabilecek bir mimari eserdir. Fener Cibali yangınlarından büyük zararlar gören patriklik her defasında yeniden inşa edilerek bugünkü görünümüyle zamanımıza ulaştı.

Aya Yorgi kilisesi, beşik tonoz çatılı ve orta ölçekte bir bazilika. Apsis tarafında dizili yaldız çerçeveli ikonaları (ikonastasis) da çok göz alıcı. Kilisede bir de patriklik tahtı bulunuyor. Sağ ve sol yanda, kilisenin orta nefinden sütunlarla ayrılmış dar iki nef (şahin) var. Sağ nefin duvar tarafında duran üç adet tabut, kilisenin en heyecan verici rölikleridir. Bunlar, Azize Teofano, Omonia (Solomonia) ve Eufemia’dir. Özellikle Eufemia’nın gümüş işlemeli tabutu, başlı başına bir sanat eseridir.

(Eufemia 16 eylül 307 senesinde öldürüldü. Kadıköy’deki yel değirmenin olduğu yerdeki kilisede 7 yy la kadar korundu sonra adliye sarayının arkasındaki matriyuma getirildi imparator Heraklios.)

Solomoni Çocuklar, İÖ 168 deki ilk Yahudilerdendi. İnançları nedeniyle anaları Solomoni’nin gözlerinin önünde tek tek idam edildiler. En son çocuğunun idamından sonrada Solomoni çektiği acıya daha fazla dayanamayarak, kendini ateşe atıp yaşamına son verdi.

Sahil caddesi olan Abdülezel’in bir üstündeki Sadrazam Ali Paşa Caddesinde bulunan patrikhane kompleksine, merdivenli girişin sonundaki kapıdan ulaşılıyor. (Caddeye adını veren Abdülezel Paşa, 1897 Yunan harbinde şehit olan kahraman bir komutandı.

Bu merdivenlerin tam karsısındaki siyah kapı, hep kapalı durur ve hiç açılmaz. Çünkü Osmanlılara karşı Rumları ayaklandırdığı gerekçesiyle 27 Nisan 1821, Ortodoks patriği V Gregorios, Sultan Mahmut II döneminin sadrazamı Benderli Ali Paşanın emriyle asılarak idam edilmişti bu kapının önünde.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir