Genel

İstanbul Kaleleri

Tarihler süreç içerisinde birçok ulusa başkentlik yapan İstanbul’un eski yapılarının günümüzde hala adeta zamana karşı mücadele ederek yıkılmadım ve ayaktayım diyorlar. Bunların başında yapılış gayesinde direnme ve düşmanın saldırılarını müdafaa etmek için tasarlanan ve inşa edilen kalelerin varlıklarını sürdürenlerde baş listede yer aldığını söylememiz çok doğru olacaktır. Bu kaleler hangilerinin olduğuna ilişkin kısa bir makale tarzındaki bu içerikle bulabileceksiniz.

Marmara’dan Karadeniz’e çıkışta önemli nokta olan Boğaziçi’nin savunmasına her devirde büyük bir önem verilmiş, bu bölgeye yerleşimden itibaren boğazın girişi ve çıkışını kontrol amacı ile buraya kaleler yapılmıştır.

İlkçağ’da denizcilerin “İlahların koruyuculuğuna sığınmaları” için Boğaziçi’ne bir takım mabetler ve kaleler yapıldığı bilinmektedir. Boğazın iki yakasına kule inşa ederek buraya bağladıkları zincir ile Marmara’ya girişi önlemeye çalıştıkları da bilinmektedir. Bu zincir belli aralıklarla ağaç kütüklere bağlanıyor ve suyolunu kapatıyordu. Bu sayede buradan geçen gemiler durdurulup gerekli vergiler alındıktan sonra yollarına devam etmeleri için izin veriliyordu. Eski tarihçilerin yazdıklarına göre boğazın iki yakasında bulunan eski kaleler Bizanslılar döneminde eski önemini kaybederek harabe haline gelmişlerdir.

Galata’ya yerleşen Cenevizliler boğazdan gelecek korsan tehlikelerine karşı Anadolu Kavağı’nın girişindeki kaleye önem vermişlerdir. Boğaziçi’nin orta kısmında ise Bizanslılar döneminde korunmak amacıyla hiçbir kale yapılmamıştır. Boğazın yukarı kısmındaki kalelerin 1350’de Cenevizliler tarafından ele geçirilmesiyle, boğazın korunması sağlanmıştır. Osmanlıların Boğaziçi kıyılarına gelmesi ile bu savunma sisteminde değişiklik yapılmış ve XIV. yüzyılda Yıldırım Beyazıd Asya’dan Avrupa’ya geçmek için Anadoluhisarı’nı Fatih Sultan Mehmed de Bizans’ı ele geçirmek için Rumelihisarı’nı yaptırarak boğazın giriş ve çıkışını kontrol altına almışlardır. Bu arada kuzeydeki Ceneviz kaleleri de kullanılmıştır ve XVI. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu iyice kuvvetlendiğinden Karadeniz’den herhangi bir tehlike söz konusu olmamış, bu nedenle Anadoluhisarı ve Rumelihisarı askeri önemini yitirmiştir. Daha sonraları ise sadece topçu bataryaları ile boğazların korunması düşünülmüştür.

Böylesine heyecan verici bir tarihe sahip şehirde inşa edilen tarihin belki de yaşatılmaya çalışılması tarihe duyulan büyük saygının ve tabii olarak yıllar öncesinde ki o kudretli devletlerin gücünü göstermek içindir. Ama her ne olursa olsun burada dop dolu bir tarihin yattığı gerçeği hiçbir zaman değişmeyecektir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir